MİLLÎ BİRLİK: MHP’NİN SİYASETTEN ÖTE DAVASI
Makaleler

MİLLÎ BİRLİK: MHP’NİN SİYASETTEN ÖTE DAVASI

Türkiye’nin siyasi tarihinde bazı kavramlar vardır ki yalnızca seçim meydanlarının, parti programlarının veya günlük tartışmaların konusu değildir. Bu kavramlar milletin hafızasında, devletin bekasında ve vatanın geleceğinde karşılık bulur. “Millî birlik” de bu kavramların başında gelir. Millî birlik; aynı bayrağın altında, aynı vatana sadakatle bağlı, ortak tarih şuuruyla geleceğe yürüyen bir milletin en temel dayanağıdır. Bu bakımdan millî birlik, sadece siyasi bir söylem değil; devletin devamlılığı, milletin huzuru ve vatanın bütünlüğü için vazgeçilmez bir ülküdür.

Milliyetçi Hareket Partisinin Türk siyasi hayatındaki yeri de tam olarak bu noktada anlam kazanır. MHP, kurulduğu günden bugüne kadar millî birlik fikrini yalnızca bir seçim vaadi olarak değil, bir dava şuuru olarak benimsemiştir. 9 Şubat 1969’da Alparslan Türkeş liderliğinde siyasi kimliğini alan Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin tarihî varlığını, devletin bekasını, vatanın bölünmez bütünlüğünü ve toplumsal dayanışmayı siyasetinin merkezine yerleştirmiştir. Bu yönüyle MHP, Türk siyasi hayatında sadece bir parti değil; millî kimliği, devlet aklını ve birlik idealini temsil eden köklü bir hareket olarak varlık göstermiştir. 

MHP’nin millî birliğe katkısını anlamak için öncelikle onun fikir dünyasına bakmak gerekir. Bu hareketin temelinde milletin ortak değerleri, tarih bilinci, kültürel devamlılık, devlet-i ebed-müddet anlayışı ve vatan sevgisi yer alır. Alparslan Türkeş’in ortaya koyduğu fikir çizgisi, Türk milletinin yalnızca etnik veya coğrafi bir topluluk olmadığını; ortak tarih, ortak kültür, ortak ideal ve ortak kader etrafında birleşmiş büyük bir millet olduğunu vurgulamıştır. Bu anlayışta milliyetçilik ayrıştırıcı değil, birleştirici bir kimliktir. MHP’nin milliyetçilik anlayışı, milleti birbirine düşüren değil; farklılıkları ortak vatan ve ortak bayrak etrafında bütünleştiren bir ruh taşır. Türkiye, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ideolojik çatışmaların, toplumsal gerilimlerin, terör tehdidinin ve dış müdahalelerin etkisiyle birçok zorlu süreçten geçmiştir. 1970’li yıllarda artan kutuplaşma ve sokak olayları,

Agah Kürşat KARAUZ

Akdeniz Üni. Öğretim Üyesi

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir