TÜRKİYE’DE MİLLÎ BİRLİK VE MHP DURUŞU
Makaleler

TÜRKİYE’DE MİLLÎ BİRLİK VE MHP DURUŞU

“Türkiye bizimdir, herkes Türkiye’dir. Türk milleti, ayrılık kabul etmeyen, varlığının bedelini kanla, fedakârlıkla ödemiş büyük bir kudrettir.

                                                                                     Dr. Devlet BAHÇELİ 

Giriş

Türkiye’nin siyasal yaşamında “millî birlik” düşüncesi, devletin bütünlüğünü koruma, toplumsal dayanışmayı güçlendirme ve ortak bir kimlik inşa etme açısından merkezî bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Cumhuriyet öncesi dönemde Selçuklu ve Osmanlı Devletleri, Hristiyan Avrupa’ya karşı büyük bir ilerleme ve gelişme sağlamışlar; buna karşın da Müslüman Türkler Avrupalıların gözünde her zaman bir tehdit, güçlenmemesi gereken bir unsur olarak görülmüştür. Bundan dolayı Türklerde millî birlik anlayışı sadece günümüz çerçevesinde değil, geçmiş dönemlerde de Türk milleti açısından önemli bir konu olmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde, özellikle çok partili siyasal sisteme geçişle birlikte, Türk siyasetinde millî birlik vurgusu, bilhassa dış politikada devletin güçlendirilmesine yönelik oldukça yoğun biçimde ele alınmıştır. Türk siyasetinin birleştirici, bütünleştirici ve koruyucu teşkilatı Milliyetçi Hareket Partisi de kuruluşundan itibaren Türk milliyetçiliğini esas alan ideolojik yaklaşımıyla millî birlik anlayışını siyasal kimliğinin temel dayanaklarından biri hâline getirmiştir. MHP, bu kavramı yalnızca söylem ekseninde bir unsur olarak değil, aynı zamanda toplumsal bütünleşmeyi güçlendiren siyasi bir hedef olarak ele almaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde Millî Birlik Kavramı

Millî birlik” anlayışı, toplumun ortak bir tarihsel birikim, kültürel değerler, dil ortaklığı ve devlet tasavvuru etrafında bütünleşmesini ifade eden temel bir kavramdır. Türk İstiklal Savaşı süreci, Türkiye’de bu düşüncenin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamış; farklı toplumsal kesimlerin ortak bir mücadele etrafında birleşmesi, millî birlik fikrinin tarihsel temelini oluşturmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte bu anlayış, ulus devlet modelinin en önemli dayanaklarından biri hâline gelmiştir (Karpat, 2001: 201). Mustafa Kemal Atatürk tarafından şekillendirilen vatandaşlık anlayışı, toplumsal üyeliğin etnik köken ya da bölgesel farklılıklar üzerinden değil, ortak bir siyasal aidiyet ve yurttaşlık bilinci üzerinden tanımlanmasına dayanmaktadır. Bu yaklaşım, bireyleri ortak bir devlet çatısı altında eşit yurttaşlar olarak konumlandırmayı esas almıştır. Bu bağlamda “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” ifadeleri, Cumhuriyet Dönemi’nde millî birlik anlayışının kaynağını teşkil etmiştir (Ahmad, 1993: 94). Türkiye’nin jeopolitik konumu, tarihsel olarak çok katmanlı kültürel yapısı ve karşı karşıya kaldığı güvenlik dinamikleri, millî birlik meselesini yalnızca toplumsal bir olgu olmaktan çıkararak stratejik bir nitelik kazandırmıştır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında yer alması, Türkiye’de devletin bütünlük ve dayanışma

Prof. Dr. Hakan AKDAĞ

Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir